Arşiv
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.
Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.
Kızkulesi Marmara dan vapurla İstanbul Limanı na girerken sağla, Anadolu kıyısına 180 m. yakınlıkta, denizin ortasında bulunmaktadır. Geceleri ışık çakarak gemilere yol gösteren bu Kulenin çok eski zamanlara uzanan ilgi çekici bir tarihçesi vardır.
Bugün Kızkulesi nin bulunduğu adacık, aslında deniz yüzünden çok az yüksekte bulunan bir kayalıktır, o kadar alçaktır ki Boğaziçinin suları bu kayalığı yalayarak marmara ya dökülür diyebiliriz. Boğaziçi nin kilidi durumundaki bu kayalık çok eski devirlerden beri insanların ilgisini üzerine çekmişti. bu arada milattan önce 450-404 yılları arasında yaşamış olan Atinalı General Alkibiyades bu kayalığın üzerinde bugünkü anlamıyla gümrük binası diyebileceğimiz bir bina yaptırmış, gelip geçen gemilerden vergi almaya başlamıştı. gemiler getirdikleri malın onda birini vergi olarak vermek zorunda tutulurdu.
İanus – (Janus) Romalıların inancına göre İanus, evlerin kapılarını bekleyen bir Tanrıydı.
İapetos – Erkek Titan, Toprak ananın gökyüzü birleşmesinden doğmuştur. İapetos ve Asieden gök kubbesini sırtında taşıyan Atlas, Menoetios, Epimetheus, Prometheus doğmuşlar.
İlion – (İlios – Troya – Truva – Troya Şehri) Çanakkale Boğazında, Anadolu yakınında sahilden yirmi beş kilometre içeride, bugün Hisarcık Höyüğü denilen yerde bulunan meşhur Troya kalesine verilen eski ad. Troya savaşları burada geçmiştir. Troya Krallarından Trosun oğlunun adı, bir rivayete göre de Dardanosun dört oğlundan birinin adı İlios idi. İlion şehri adını İlosdan aldı.
Prometheusun kurnazlıkla çalarak insanlara verdigi akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan insan topluluğuna ceza vermek istedi ve onlara kadını gönderdi. Zeus , oldukça basarılı bir usta olan oğlu Hephaistostan kadını yaratmasını istedi. Hephaistos babasının isteği üzerine çamuru su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir kadın vücudu yarattı.
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş…
Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerine kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda . umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış.
Büyüğü Halil.
Küçüğü ise İbrahim…
Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekârmış…
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin…
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.
Bununla geçinip giderlermiş…
Atlantik Okyanusu’ndaki muhteşem efsanevi ada Atlantis,Aralarından Eflatun’un da bulunduğu Antik Çağ’ın pek çok yazar ve düşünürünün eserlerinde anlatılmaktadır.Milattan yaklaşık 600 yıl kadar önce Atina’lı kanun koyucu Solon’a bir grup Mısırlı Rahip denizin ortasında bulunan fantastik bir krallıktan söz etmişlerdi.Bu rahipler,Solan’a bu krallığın 9.000 yıl kadar önce çok güçlü bir krallık olduğunu anlatmışlardı.
Paris aslında Truva kralı Priamos’un oğluymuş. Ancak Truva kraliçesi bir gece rüyasında ateş doğurduğunu ve bu ateşin tüm Truva kentini yakıp yıktığını görmüş. Bunun üzerine bu rüya sonrasında kraliçenin doğurduğu bebek, İda Dağı (Kazdağı)’na bırakılmış. Burada bir süre kendisini bulan bir ayı tarafından emzirilmiş. Çoban olarak büyüyen Paris, Afrodit’i en güzel kadın olarak seçmiş.