Arşiv
Bir Fransız, Bir İngiliz, Bir Alman, Bir Rus, Bir İranlı, Bir
Holandalı, bir de bizim Türk barda sohbet ederlerken sira gelmis
memleketlerini övmege..
İngiliz, “Arkadaslar..” demis “Bizim biramiz çok meşhurdur..Harika biralar üretiriz içmege doyamazsiniz..”
Fransiz hemen girmis konuya “Bizim kızlarımız meşhurdur..” demis, “Öpmeye kıyamazsiniz”
Alman içini çekip ” Hey gidi memleketim..” demis, “Biz öyle arabalar üretiriz ki binmege doyamazsiniz..”
Holandalı hemen atilmis, “Evlerimiz..” demis, “Bizim dünya sirini evlerimiz meshurdur..”
Bizim en meşhur seyimiz övüncümüz KGB� dir..” demis Rus, “Dünyanin bir ucunda sinek havalansa haberdardir!..” Söz ona gelince İranli “Halılarımız..” demis, “Yumuşacıktır ve çok
meşhurdur..”
Sonra hepsi birden suskun oturan Türke dönmüsler.. bizimki sakin sakin bakmis onlara ve gülerek baslamis söze ;
“Arkadaslar bizim delikanlılarımız çook meşhurdur!..” demis.. “Öyle ki, alir Fransizin kizini, içer Ingilizin birasini, atar Almanin arabasina, götürür Holandalinin evine, yatirir Iran halisinin üzerine, evire cevire catir catir goturur.. degil kocasinin, KGB� nin bile ruhu duymaz.!! .”
Bir Türk, bir Amerikalı ve bir alman birlikte saunaya gitmişler. Bellerinde birer havlu saunada oturmuşlar ter atarlarken, bip bip bip diye ses duyulmuş. Amerikalı, sağ eliyle sol koluna dokunup,
- “Çağrı cihazım çaldı. Derimin altında elektronik devre var da…” demiş.
Aradan biraz zaman geçmiş, bu sefer bir cep telefonu çalmaya başlamış. Bunun üzerine alman, sol avuç içini kulağına götürmüs ve konuşmaya başlamış.
Görüşmesi bitince, Türk�e ve Amerikalıya dönüp,
- “Avucumun içinde cep telefonu devresi var da…” demiş.
Teknolojik olarak geri kalmayı gururuna yediremeyen Türk,
- “Bana bir dakika izin verin”
demiş ve dışarı çıkmış. Birkaç dakika sonra döndüğünde poposunun arasına sıkışmış tuvalet kağıdı sarkıyormuş. Amerikalı ve Alman�ın kendisine garip garip baktığını görünce,
- “Faks geliyor da..”
Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda… Yarım mil ötede Toygun Paşa’nın son kuşatmasından çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu.