Arşiv
Bir uçak Afrika�nın balta girmemiş ormanlarının üzerinden geçerken düşer. Uçak küçük bir nakliye uçağıdır ve sadece Amerikalı pilot kurtulur. Ormanda yaşayan bir zenci kabile bu pilotu bulur. İyileştirir ve pilot gel zaman git zaman bu kabilenin içinde yaşamaya alışır. Derken yıllar geçer ve kabilede çocuklar beyaz ve sarışın doğmaya başlar. Bir, iki… Kabile şefi bakmış ki bu iş böyle olmayacak pilotu karşısına alıp konuşmaya karar verir. Pilotu çağırır ve sorar:
- “Nedir bu, yani sen geldikten sonra çocuklarımız beyaz doğmaya başladı?” der şef.
Pilot da kendini savunmak için şöyle der:
- Sayın şefim siz burada ormanların içindesiniz bilmezsiniz, doğal seleksiyon denen birşey var yani canlılar zaman geçtikçe özelliklerini değiştirir. Mesela şu atı ele alalım; bakın at çok güzel beyaz bir at, ama yavrusu siyah olmuş?
Şef bir ata bakar, bir yavrusuna, bir de pilota ve şöyle der:
- Tamam sen onu unut, ben de bunları unutacağım.
Miami�de üstü açık spor arabasıyla gezen sarışın afeti trafik polisi durdurur:
- Hanımefendi ehliyetinizi görebilir miyim ?
- Nedir o?
- Hani araç kullanırken yanınızda taşımanız gereken belge, kredi kartı boyutlarında ve üzerinde resminiz olur.
- Sarışın bayan çantasını aracın koltuğuna boşaltır ve ehliyeti bulur ve memura uzatır.
- Hanımefendi ruhsatı görebilirmiyim ?
- Oda ne ?
- Tabiri caizse aracınızın kimlik kartı. Genelde torpido gözünde bulunur.
- Bayan torpido gözünü bulur ruhsatı uzatır.
- Trafik polisi evrakları alıp aracına biner ve merkezle telsiz bağlantısı kurar. Merkezdeki görevli memur aracı kullanan sarışın mı diye sorar ?
- Evet
- Peki süper bir mini eteği var mı ?
- Evet
- Göğüsleri gömleğinden taşıyor mu ?
- Evet
- O zaman sen ona doğru yaklaş ve fermuarını indir.
- Polis memuru merkezdeki arkadaşına bağırarak böyle bir şey yapamayacağını söyler ama ısrarlara fazla dayanamaz. Sarışın bayanın yanına yaklaşıp fermuarını indirir.
Sarışın bayan çok şaşırır
- Yinemi alkol muayenesi !!!
Günün birinde İstanbul�da sarışının biri hayattan o kadar bezmiş ki, kendini boğazın soğuk sularına bırakarak hayatına son vermeye karar vermiş.
Boğaziçi köprüsünden geçerken arabasını durdurmuş, bariyerlere çıkmış ve titreyerek az sonra kendisini bu çekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka ağlarken yanına genç ve yakışıklı bir genç gelmiş.
Genç ona acımış ve sarışının ellerini tutup;
- ��Bak, yaşaman için çok neden var, yarın sabah gemim Amerika�ya gitmek üzere demir alacak, eğer istersen, seni de çaktırmadan gemiye alıp saklayabilirim, sana hem yemek getiririm hem de sana çok iyi bakarım�� demiş.
Sarışın bakmış kaybedecek bir şey yok belki de Amerika�ya gidip yeni bir başlangıç yaparım umuduyla denizcinin teklifini kabul etmiş.
O akşam denizci genç onu gemiye almış ve filikalardan birine saklamış. Her gece sarışına üç sandviç ve bir meyve getiriyormuş, sonra da sabah�a kadar sevişiyorlarmış.
Birkaç gün sonra, kaptan rutin kontrolleri sırasında sarışına rastlamış. Orada ne aradığını sormuş. Sarışın da:
- ��Ben bu gemideki denizcilerden biriyle anlaştım, o bana hergün yemek getiriyor ve Amerika�ya gitmemi sağlıyor, ben de onun benimle sevişmesine izin veriyorum��. demiş.
Kaptan;
- ��Seninle seviştiği kesin küçük hanım�� demiş.
- ��Yalnız bu Kadıköy-Beşiktaş vapuru��…
Tipik bir maço adam, çok hoş bir sarışınla evlenir ve nikahın hemen ardından kurallarını ortaya koyar:
“Eve ne zaman istersem, saat kaçta istersem, ki herşeyden önce eğer istersem, o zaman gelirim ve senden bu konuyla ilgili bir tartışma istemiyorum.
Ben başka bir şey söylemedikçe, her akşam yemek masasını kusursuz istiyorum. İstediğim zaman eski kız arkadaşlarımla içmeye ve kağıt oynamaya giderim ve bana bu konuda güçlük çıkarma sakın. Bunlar benim kurallarım. Yorumun var mı?”
Kadın: “Hayır, benim için sakıncası yok.Yalnız şunu bil ki, burada her gece saat 7�de sex yapılacak, sen olsan da, olmasan da…”
Bir gün bütün sarışınlar toplanıp ��aptal sarışın�� imajını ortadan kaldırmak için aralarından bir kişiyi seçip büyük bir stadyumda jüri önüne çıkartırlar.
Jüri sorar;
- 4 kere 4 kaç eder?
Sarışın düşünür, düşünür ve;
- “44″ cevabını verir.
Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.
Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda kalmışlar. Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşlar ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürü battaniye olduğunu görmüşler. Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve uyku tulumunu alıp yere yatmış.