Arşiv
Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı barda oturmus içki içiyorlarmis.
Amerikalı içkisini bitirince bardağı havaya fırlatmis, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamis:
“Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika�da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz” demis.
İngiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardağı havaya firlatmis ve ateş ederek bardağı parçalamış:
“bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere içki içmeyiz” demis.
Bunun üzerine Iraklı da buz gibi soğukkanlı bir şekilde içkisini bitirmis, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip Amerikalı ve İngilizi vurup öldürmüş:
“Bağdat�ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz aynı adamlarla iki kere içki içmeyiz”
Karacıların komutanı bir askeri çağırmış. Asker:
- “Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.
Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:
-”İşte cesaret” demiş.
Gece yarısına doğru evden sesler yükselmeye başladı. Pencerenin camlarından parlak ve renkli ışıklar dışarı süzülüyordu. Yavrukuş çok korkmuştu. Hemen yuvasından uçup, yakındaki ağacın dallarına kondu ve pencereden ne olup bittiğini görmeye çalıştı. Odada tavana kadar yükselen bir çam ağacı vardı! Ağacın altına renk renk paketler, oyuncaklar konulmuştu. Çocuklar ağacın etrafında sevinçle koşuyor, oyunlar oynuyorlardı. Saka kuşu yavrusu, insanların gece yarısı neden bu kadar sevindiklerini anlayamamıştı. Çünkü Yavrukuş daha o yaz yumurtadan çıkmıştı ve bu koca dünyaya dair fazla bir şey bilmiyordu. O gece, insanlar ışıkları söndürüp yattıktan sonra, çok geç uyuyabildi.