Arşiv

‘güzel’ Etiketi için arşiv
26 Mayıs 2009 22:03 | Henüz yorum yok.
Kategoriler: Fıkralar

Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
- “Ah doktorcuğum”, dedi. “Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih ederim.”
Doktor: - “Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin.”

26 Mayıs 2009 21:52 | Henüz yorum yok.
Kategoriler: Fıkralar

Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet�in annesini yemeğe davet ederler. Mehmet�in annesi akşam yemeği süresince Handan�ı uzun uzun süzer ve aslında Handan�ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder.

Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:

Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.

Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner. Aradan bir iki gün sonra Handan der ki: Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum.

Mehmet yanıtlar: Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım. Oturur ve yazar: Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum. Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp.Sevgiler oğlun Mehmet.

Bir hafta sonra Mehmet�in annesinden mektup gelir:

Sevgili oğlum,

Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum. Fakat konu şu ki:

Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.

Sevgilerle annen…

14 Mayıs 2009 20:20 | Henüz yorum yok.
Kategoriler: Fıkralar

Ünlü bir haber kanalı, ülkenin en yaşlı adamını bulmuş canlı yayında konuk ediyorlarmış. Spiker bir kaç sorudan sonra muhabbeti ısıtmak için
-”Eeee dede şöyle gençliğinden güzel bir anı anlatırmısın”demiş.

Dede:
-”Anlatayım , daha gençtik günlerden birgün muhtarın kızı koyunları otlatırken yolunu bulamamış ve kaybolmuştu. bütün köyün erkekleri ayrı ayrı yerlere dağıldık muhtarın kızını aramaya başladık. derken kızı ben buldum ve kız o sevinçle boynuma atladı, birbirimize sarıldık derken kaynaştık ve…

Spiker canlı yayın olduğu için biraz bozulmuşve dede demiş
- “başka güzel bir anı daha anlatırmısın?” .

Dede:
- “anlatayım”demiş. “yine bir gün bakkalın kızı koyunları otlatırken yolunu bulamamış ve kaybolmuştu.bütün köyün erkekleri ayrı ayrı yerlere dağıldık bakkalın kızını aramaya başladık. derken kızı ben buldum ve kız o sevinçle boynuma atladı, birbirimize sarıldık derken kaynaştık ve birbirimizin olduk”demiş.

Spiker bunun üzerine:
“Eee dede bunlar güzel anılar bir de kötü bir anını anlatırmısın?”.

Dede başını öne eğmiş ve kısık bir sesle:
“Bir gün de ben kayboldum…”

05 Mayıs 2009 23:25 | Henüz yorum yok.

Paris aslında Truva kralı Priamos’un oğluymuş. Ancak Truva kraliçesi bir gece rüyasında ateş doğurduğunu ve bu ateşin tüm Truva kentini yakıp yıktığını görmüş. Bunun üzerine bu rüya sonrasında kraliçenin doğurduğu bebek, İda Dağı (Kazdağı)’na bırakılmış. Burada bir süre kendisini bulan bir ayı tarafından emzirilmiş. Çoban olarak büyüyen Paris, Afrodit’i en güzel kadın olarak seçmiş.

Devamını oku…

02 Mayıs 2009 13:03 | Henüz yorum yok.
Kategoriler: Çocuk Hikayeleri

Bir zamanlar ülkenin birinde Polya adında çok genç ve çok güzel bir prenses varmış,
Kral babası yatalak hasta olduğu için bu prensesi kraliçeliğe hazırlamak istemişler,
Ülkenin bütün bilgeleri çeşitli dersler vererek prensesi hızlı bir eğitimden geçirmişler..
Bir süre sonra kralın baş danışmanı onu sınavdan geçirip kraliçe olabileceğine karar verir..
Prenses bu sınavdan sonra baş danışman tarafından bir büyük odaya alınır..

Devamını oku…

02 Mayıs 2009 11:40 | Henüz yorum yok.

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir kadıncağızın bir oğlu varmış. Herkes bu çocuğu keloğlan diye çağırırmış. Bu ana oğul çok fakir imişler. Yalnız birçok tavukları olduğundan bunların yumurtasını satarak geçinip giderlermiş.
Bir gün tavuklar yumurtlamamış, kadın da oğluna tavuklardan birini satarak ekmek almasını söylemiş. Keloğlan tavuklardan birini alarak, pazara gitmiş ve bir hamamcıya satmış. Fakat hamamcı parayı peşin vermeden gitmeye başlamış. Keloğlan da peşini takip etmiş. Hamamcının eve girdiğini görünce o da hemen arkasından girmiş ve onu gözetleyerek dinlemeye başlamış. Hamamcı tavuğu karısına uzatarak:

Bunu al, iyice temizle, haşlayarak suyuna güzel bir pilav yap, akşamüzeri bir uşak göndererek aldıracağım, demiş ve sokağa çıkarak uzaklaşmış.

Devamını oku…

27 Nisan 2009 23:10 | Henüz yorum yok.
Kategoriler: Dünya Klasikleri

Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gelip eve yerleşmiş.
Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına fırlatıp atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak şöyle dursun, bütün ev işlerini üzerine yıkmışlar.

Devamını oku…

27 Nisan 2009 22:37 | Henüz yorum yok.
Kategoriler: Çocuk Hikayeleri

Günün birinde Keloğlan gurbete çıkmaya karar vermiş. Heybesini hazırlamış, anasıyla
helallaşmış, çıkmış yola. Sırtında torbası, elinde değneğiyle yürümeye başlamış. Evden çok uzaklara gitmiş.
Bir köye yaklaşırken hava iyiden iyiye kararmış. Çalılıkların ardında da bir karaltı
belirmiş.

Devamını oku…

27 Nisan 2009 00:34 | Henüz yorum yok.
Kategoriler: Dünya Klasikleri

Bir zamanlar zengin bir tüccar varmış. Üç kızı olan bu tüccarın kızlarının ikisi son derece bencilmiş. Ama üçüncüsü, yani adı Güzel olanı hem iyi hem de sevgi doluymuş.

Devamını oku…