Arşiv
Adamın biri bir lunaparkta etrafı gezerken, “Biraz eğlenirim” diye düşünerek bir falcının çadırına girmiş, falcı kadının karşısına oturmuş. Kadın önündeki kristal küreye gözlerini dikmiş, transa geçmiş ve “Ah…” demiş, “…görüyorum ki 2 çocuk babasısınız.” Adam keyifle kahkahayı basmış:
“Hahahaha… Attın tutturamadın işte… Tam tahmin ettiğim gibi… Ben 3 çocuk babasıyım!”
Falcı gülümsemiş: “Sana öyle geliyor!..”
Kızkulesi Marmara dan vapurla İstanbul Limanı na girerken sağla, Anadolu kıyısına 180 m. yakınlıkta, denizin ortasında bulunmaktadır. Geceleri ışık çakarak gemilere yol gösteren bu Kulenin çok eski zamanlara uzanan ilgi çekici bir tarihçesi vardır.
Bugün Kızkulesi nin bulunduğu adacık, aslında deniz yüzünden çok az yüksekte bulunan bir kayalıktır, o kadar alçaktır ki Boğaziçinin suları bu kayalığı yalayarak marmara ya dökülür diyebiliriz. Boğaziçi nin kilidi durumundaki bu kayalık çok eski devirlerden beri insanların ilgisini üzerine çekmişti. bu arada milattan önce 450-404 yılları arasında yaşamış olan Atinalı General Alkibiyades bu kayalığın üzerinde bugünkü anlamıyla gümrük binası diyebileceğimiz bir bina yaptırmış, gelip geçen gemilerden vergi almaya başlamıştı. gemiler getirdikleri malın onda birini vergi olarak vermek zorunda tutulurdu.
Günün birinde Keloğlan gurbete çıkmaya karar vermiş. Heybesini hazırlamış, anasıyla
helallaşmış, çıkmış yola. Sırtında torbası, elinde değneğiyle yürümeye başlamış. Evden çok uzaklara gitmiş.
Bir köye yaklaşırken hava iyiden iyiye kararmış. Çalılıkların ardında da bir karaltı
belirmiş.