Arşiv
Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
- “Ah doktorcuğum”, dedi. “Bu dişi çektirmektense, çocuk doğurmayı tercih ederim.”
Doktor: - “Öyleyse koltuğun ayarını yapmadan önce kararınızı verin.”
Adam 80 yaşına gelmiş olan babasını huzurevine bırakır. Bir hafta sonra da gidip ziyaret eder. Halini, hatirini sorar:
- Nasılsın, baba? İyi bakıyorlar mı sana burada? Bir şeye ihtiyacin var mi?
- Oğlum, bu huzurevi çok güzel. Bana burada cok iyi bakıyorlar, her akşam yatmadan önce bir bardak sütlü kakao bir de viagra veriyorlar. Allah razı olsun çok memnunum hiç bir şeye ihtiyacım yok.
Ziyaret sonunda adam hemen hemşireyi bulur ve:
- Hemşire hanım babam bir şeyler anlatıyor. Yatarken bir bardak sütlü kakao bir de viagra veriyor muşsunuz, doğru mu?
- Doğru. Doktor beyin talimati. Sütlü kakao çabucak uyutuyor, viagra da yuvarlanıp yataktan düşmesine engel oluyor !
Bir gün hamile bir kadın mağazada alışveriş yaparken, bir çatışma çıkar ve vurulur. Hemen hastaneye kaldırırlar. Doktor ameliyat sonrası kadına :
- Hanımefendi hayati tehlikeyi atlattınız. Ancak iki kurşunu çıkaramadık. Bunlardan biri doğacak olan kız çocuğunuza diğeri ise erkek çocuğunuza isabet etmiş. Şimdi çıkarırsak ölürler. Ancak üzülmeyin ileride bu kurşunları vücutlarından atarlar.
Kadın doğum yapmış. Çocuklar sağlıklı. Aradan yıllar geçmiş. Kız çocuğu bir gün bahçede oynarken :
- Anne! Anne! Çabuk gel!!!
diye bağırmış. Annesi telaş içinde ;
- Ne oldu kızım?
- Bak anne vücudumdan bir demir parçası çıktı.
Kadın sevinmiş:
- Telaşlanma! Doktor amcan demişti. Bak kurşunu vücudundan attın. Bundan birkaç gün sonra bu kez erkek çocuğu :
- Anne anne çabuk gel!
Kadın yine telaşla koşmuş :
- Ne oldu oğlum?
- Anne, mastürbasyon yaparken kediyi vurdum!
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu. Yedi kardeşin sonuncusu olan Ilgaz’ın doğum tarihi kesin olarak belli değildi. Nüfusa göre 7 Mayıs 1911 olan doğum tarihi, annesinin söylemesiyle “derin kar”dadır. Bu da, Ilgaz’ın demesiyle, 1910′un Şubat’ına rastlamaktadır.Ortaokuldayken liseye devam edip üniversite okumak istemesine ve öğretmenlerinin bu konuda onu desteklemesine rağmen babasının vefatı nedeniyle Kastamonu Muallim Mektebi’ne (öğretmen okulu) girdi. Mezun olduktan sonra Gerede ve Akçakoca’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Bolu’daki öğretmenliği sırasında ilk eşi Nuriye Hanım’la tanışıp evlendi (1931). 1932′de kızı Gönül doğdu. Daha sonra Gümüşova’ya başöğretmen olarak atandı. 1933 yılında askere alındıktan sonra ilk eşinden boşandı. 1936′da Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümüne girdi ve 1938′de mezun oldu. İkinci eşi Rikkat Hanımla enstitüde tanıştı ve 1939′da evlendi. Bu evlilikten oğlu Aydın ve kızı Yıldız doğdu. Mezuniyetinden sonra Adapazarı’na atanan Ilgaz, vereme yakalandığı için öğretmenlik yapamadan buradan ayrıldı ve İstanbul Yakacık Sanatoryumuna yattı.
5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.