Arşiv
Serçenin biri bir bahar günü uçuyormuş.
Bir anda farketmiş ki karşıdan
Motorsikletli bir adam geliyo.
Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni
yapmışlar… ama
nafile….
Serçe ‘çotaaank’ diye kaska çarpıp düşmüş..
motorcu
koşmuş
serçenin yanına.
Serçe baygın yatıyo.. kıyamamış, bırakamamış yolda; almış
getirmiş eve.
Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. baygın serçeyi kafesin
içine güzelce
yerleştirmiş..
yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı
yatmış….
Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamıs..
Daha tam seçemiyo ortalığı.. hafif bulanıklık var yani…
Bi bakmış ki parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde…
Birden dank etmiş vaziyet:
hassiktir lan motorcuyu öldürmüşüz …!
İnce gövdesi, zayıf dalları ve az sayıdaki yaprakları ile asırlık ağaçlara gıpta eden bir fidanın öyküsüdür, her insanın yaşamı.
Kökündeki cevher aynıdır asırlık ağaçlarla ama o bilmez, sadece dışardan gelecek suya, topraktan aldıklarına ve güneşe bakar. Bir an evvel büyümek ister; dallarını göğe uzatmak, yolculara gölge olmak, muhteşem görüntüsüyle herkesi etkilemek, kuşlara yuva olmak ister.