Arşiv
Alışverişten sonra evine dönen kadın, kocasını yatakta genç ve güzel bir kadınla yakalayınca dehşete düşer.
Ortalığı dağıtmaya kalkışacağı sırada kocası onu durdurur.
“..Şöyle açıklayabilirim…” der..
“Eve dönerken bu zavallı kızı gordum. Çok yorulmuştu. Onu arabama aldım. Karnı da acıkmıştı, o yüzden onu eve getirdim ve senin buzdolabında unuttuğun rostoyu pişirdim. Kızın ayakkabıları delinmişti. Modası gecti diye artık giymediğin ayakkabılarından bir çift verdim ona. Üşümüştü, o yüzden sana doğum gününde aldığım, fakat rengini beğenmediğin için hiç giymediğin süveteri ona verdim. Kızın pantolonu parça parça olmustu, artık senin kalçalarının sığmadığı bir pantolonunu da verdim. Tam çıkmak üzereyken bana
“Karınızın artık kullanmadığı baska bir şey var mı bu evde?” diye sordu..
Ve işte buradayız..�
Adam trafikte �alçaktan uçarak� giderken polise yakalanır… kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba….
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum…
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey…
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar…. Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok… Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri �Çok garip� der….
�Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz…�
Adam güler:
�İnanamıyorum… O şimdi benim için �aşırı hızlı gidiyordu� da demiştir….�
Jack ve arkadaşı Bob, kayak yapmaya Kuzeye gitmişler. Bir kaç saat
yol aldıktan sonra korkunç bir kar fırtınasına yakalanmışlar.
Yakındaki bir çiftlik evine arabalarını çekmişler ve evin çekici
hanımından geceyi orada geçirmek için izin istemişler.
- “Dul bir kadınım ben” diye açıklamış hanım,
- “Eğer evimde kalmanıza izin verirsem komşular dedikodu yaparlar.”
- “Endişelenmeyin” demiş Jack, “ahırda da rahat edebiliriz.”
Bir sene sonra Jack, dulun avukatından bir mektup almış.
Arkadaşı Bob�u çağırarak sormuş:
- “Bob, şu çiftliğinde kaldığımız çekici dul kadını hatırlıyor musun ?”
- “Evet, hatırlıyorum.”
- “O gece geç vakit eve gidip, o kadınla sex yaptın mı ?”
- “Evet, itiraf etmeliyim ki bunu yaptım.”
- “Ona kendi adın yerine benimkini verdin mi peki ?”
Bob yüzü kızararak cevap verir:
- “Evet, korkarım öyle yaptım.”
- “Eh, sana çok teşekkür borçluyum dostum. Kadın ölmüş ve çiftliğini de
bana bırakmış.”
Günün birinde İstanbul�da sarışının biri hayattan o kadar bezmiş ki, kendini boğazın soğuk sularına bırakarak hayatına son vermeye karar vermiş.
Boğaziçi köprüsünden geçerken arabasını durdurmuş, bariyerlere çıkmış ve titreyerek az sonra kendisini bu çekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka ağlarken yanına genç ve yakışıklı bir genç gelmiş.
Genç ona acımış ve sarışının ellerini tutup;
- ��Bak, yaşaman için çok neden var, yarın sabah gemim Amerika�ya gitmek üzere demir alacak, eğer istersen, seni de çaktırmadan gemiye alıp saklayabilirim, sana hem yemek getiririm hem de sana çok iyi bakarım�� demiş.
Sarışın bakmış kaybedecek bir şey yok belki de Amerika�ya gidip yeni bir başlangıç yaparım umuduyla denizcinin teklifini kabul etmiş.
O akşam denizci genç onu gemiye almış ve filikalardan birine saklamış. Her gece sarışına üç sandviç ve bir meyve getiriyormuş, sonra da sabah�a kadar sevişiyorlarmış.
Birkaç gün sonra, kaptan rutin kontrolleri sırasında sarışına rastlamış. Orada ne aradığını sormuş. Sarışın da:
- ��Ben bu gemideki denizcilerden biriyle anlaştım, o bana hergün yemek getiriyor ve Amerika�ya gitmemi sağlıyor, ben de onun benimle sevişmesine izin veriyorum��. demiş.
Kaptan;
- ��Seninle seviştiği kesin küçük hanım�� demiş.
- ��Yalnız bu Kadıköy-Beşiktaş vapuru��…
Bir Bursa�lı ve bir Siirt�li homoseksüel karşılaşmışlar. Aralarında konuşmaya başlamışlar.
Bursa�lı homoseksüel Siirtli�ye nasıl çalıştıklarını sormuş.
Siirt�li: “bizi ağa dağa pikniğe götürür pikniğimizi yaparız, sonra ağa bizi *iker. Artık canı ne zaman isterse yapar” der ve Bursalı�ya nasıl çalıştıklarını sorar.
Bursa�lı: “bizi önce telefonla ararlar, randevu alırlar, sonra arabayla gelip bizi evden alırlar, araba limuzinden aşağı değildir. Sonra otele götürürler; otel de lüks oteldir. Yemeğimizi yeriz, sonra odamıza geçeriz; iş biter. Banyoya gireriz banyoda jakuzi mutlaka vardır. Sonra bizi eve kadar tekrar bırakırlar” der.
Bunun üzerine Siirt�li Bursa�lıya: “valla, size tanınan bu sosyal haklar bize tanınsa bütün siirt ibne olur” der.
Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.
Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda kalmışlar. Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşlar ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürü battaniye olduğunu görmüşler. Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve uyku tulumunu alıp yere yatmış.
Bir varmış, bir yokmuş zenginde varmış ama fakirde yokmuş… Ohoo saltanat arabası mı dersin, lüks arabaları mı dersin akla hayale gelmeyecek son model taksiler mi dersin aklınıza her ne gelirse varmış faytonlar yok olmuş nedense. Eee faytonlar yok olunca insanlık da kalmamış artık. Ama zenginler çok mu çokmuş. Amerika kıtası varmış, Amerikalı yokmuş, sam yeli efil efil esermiş, o serinliği kendi tarafına çeviren, sam amca yokmuş…
Bir orman varmış, adı dillere destan, nedense ormandaki güzelim çamların hiç tadı neşesi yokmuş. Gün gün acıları artmakta, kendilerine musallat olan çamkese böceğinden kurtulmak için her türlü çareye baş vurmuşlar. Baş vurdukları her kapı yüzlerine kapanmış. Sonunda ulu çam ağaçları baş başa vererek başlamışlar konuşmaya.