Benzin istasyonunun önünde bir afiÅŸ: “Depoyu dolduran lotaryada tutturursa bedava seks kazanıyor.” İki kafadar benzinciye “Doldur depoyu” der, sonra bedava sex için lotaryaya talip olur…

Benzinci sorar:

- “Kafamdan bir sayı tuttum, bilirseniz bedava seks…”

-”Üç” derler…

Benzinci,

-”Bilemediniz, ben beÅŸ tutmuÅŸtum.”

Bir hafta sonra iki kafadar yine gelir, depo yine doldurulur, yine lotarya… Bizimkiler :

-”Yedi” der. Benzinci

-”Olmadı, ben altı tutmuÅŸtum”.

Üç gün sora yine depoyu doldururlar, yine lotarya…

-”Iki” derler, benzinci:

-”Bir” der.

Kafadarlardan biri arkadaşına açılır:

-”Yahu bu bizi kandırıyor galiba, hep baÅŸka rakam söylüyor. Hile yapmasın?” DiÄŸeri cevap verir:

-”Yok canım kızkardeÅŸim arka arkaya iki kere kazandı.”

Bir Fransız, Bir İngiliz, Bir Alman, Bir Rus, Bir İranlı, Bir
Holandalı, bir de bizim Türk barda sohbet ederlerken sira gelmis
memleketlerini övmege..
İngiliz, “Arkadaslar..” demis “Bizim biramiz çok meÅŸhurdur..Harika biralar üretiriz içmege doyamazsiniz..”
Fransiz hemen girmis konuya “Bizim kızlarımız meÅŸhurdur..” demis, “Öpmeye kıyamazsiniz”
Alman içini çekip ” Hey gidi memleketim..” demis, “Biz öyle arabalar üretiriz ki binmege doyamazsiniz..”
Holandalı hemen atilmis, “Evlerimiz..” demis, “Bizim dünya sirini evlerimiz meshurdur..”
Bizim en meÅŸhur seyimiz övüncümüz KGB� dir..” demis Rus, “Dünyanin bir ucunda sinek havalansa haberdardir!..” Söz ona gelince İranli “Halılarımız..” demis, “YumuÅŸacıktır ve çok
meÅŸhurdur..”
Sonra hepsi birden suskun oturan Türke dönmüsler.. bizimki sakin sakin bakmis onlara ve gülerek baslamis söze ;
“Arkadaslar bizim delikanlılarımız çook meÅŸhurdur!..” demis.. “Öyle ki, alir Fransizin kizini, içer Ingilizin birasini, atar Almanin arabasina, götürür Holandalinin evine, yatirir Iran halisinin üzerine, evire cevire catir catir goturur.. degil kocasinin, KGB� nin bile ruhu duymaz.!! .”

Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
- “Ah doktorcuÄŸum”, dedi. “Bu diÅŸi çektirmektense, çocuk doÄŸurmayı tercih ederim.”
Doktor: - “Öyleyse koltuÄŸun ayarını yapmadan önce kararınızı verin.”

Dönemin amerika ingiltere ve Türkiye Başbakanları biraraya gelmis ve toplantı sonunda basının sorularini yanitliyorlarmis

Gazeteci sormus:
- ülkenizde 4 kisilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir hayat
surebilir siz onlara ne kadar oduyorsunuz?

amerika basbakani:
- amerikada 4 kisilik bir aile 5000 dolar ile rahat bir yasam surebilir, biz onlara 6500 dolar oduyorum geri kalan 1500 dolari naparlar bilmiyorum.

ingiltere basbakani:
- ingilterede ayni aile 4000 pound ile rahat yasar, biz 5000
veriyoruz 1000 pound nereye gidiyor bilmiyoruz

Turkiye Basbakani:
- Turkiyede ayni ailenin aclik siniri 800 000 000 TL dir. Biz onlara
300 000 000 TL veriyoruz geriye kalan 500 000 000 lirazyı nereden buluyorlar bizde anlamis degiliz

Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır. Evin önünde masum bir fısıltıdan sonra bir elini duvara dayayarak :

- Beni bir öper misin?

kız:

- “Deli misin evin önünde annemler görür” der.

Erkek:

“Ne olacak canım bu saatte kim görecek, alt tarafı bir öpücük, ne olur seni çok seviyorum…

Kız:

- “Ben de seni ama olmaz…”

Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder. Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.

Küçük kız:

- “Babam diyor ki öpecekse öpsün, öptürecekse öptürsün yoksa kendisi gelecek öpecekmiÅŸ ayrıca o hayvan oÄŸlu hayvana da söyle elini Diyafon düğmesinden çeksin dedi��

Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet�in annesini yemeğe davet ederler. Mehmet�in annesi akşam yemeği süresince Handan�ı uzun uzun süzer ve aslında Handan�ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder.

Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:

Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.

Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner. Aradan bir iki gün sonra Handan der ki: Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum.

Mehmet yanıtlar: Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım. Oturur ve yazar: Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum. Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp.Sevgiler oğlun Mehmet.

Bir hafta sonra Mehmet�in annesinden mektup gelir:

Sevgili oÄŸlum,

Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum. Fakat konu şu ki:

Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.

Sevgilerle annen…

Alışverişten sonra evine dönen kadın, kocasını yatakta genç ve güzel bir kadınla yakalayınca dehşete düşer.

Ortalığı dağıtmaya kalkışacağı sırada kocası onu durdurur.

“..Şöyle açıklayabilirim…” der..

“Eve dönerken bu zavallı kızı gordum. Çok yorulmuÅŸtu. Onu arabama aldım. Karnı da acıkmıştı, o yüzden onu eve getirdim ve senin buzdolabında unuttuÄŸun rostoyu piÅŸirdim. Kızın ayakkabıları delinmiÅŸti. Modası gecti diye artık giymediÄŸin ayakkabılarından bir çift verdim ona. Üşümüştü, o yüzden sana doÄŸum gününde aldığım, fakat rengini beÄŸenmediÄŸin için hiç giymediÄŸin süveteri ona verdim. Kızın pantolonu parça parça olmustu, artık senin kalçalarının sığmadığı bir pantolonunu da verdim. Tam çıkmak üzereyken bana

“Karınızın artık kullanmadığı baska bir ÅŸey var mı bu evde?” diye sordu..

Ve işte buradayız..�

Kız erkek arkadaşını arayıp akÅŸam yemeÄŸe davet etmiÅŸ. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uÄŸrar. Eczacıya: - “Bana prezervatif verir misiniz?”, der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceÄŸini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. AkÅŸam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeÄŸe baÅŸlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuÄŸa, “ben senin bu kadar dindar olduÄŸunu bilmiyordum”, der. Çocuk da kıza:
- “Ben de senin babanın eczacı olduÄŸunu bilmiyordum!!!”

Adamın biri arkadaşıyla yemek yerken “Kolumun aÄŸrısından ölüyorum” diye dert yandı.Arkadaşı da “ilerde köşedeki marketin önüne yeni bir bilgisayarli cihaz koydular.Üç dolara bir jeton alıyorsun , yanında getirdiÄŸin idrar örnegini açılan kapaktan içeri veriyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri ögreniyorsun”demiÅŸ.
Adam hemen idrarını bilgisayara vermiÅŸ.10 saniye sonra yazılı olarak cevap gelmiÅŸ: “Kolunuzda bir cins eklem agrisi olan Teniselbo oluÅŸmuÅŸ. Sıcak tutun, ağır iÅŸlerden kaçının, iki haftada düzelecek” Adam, muzurca bu akıllı cihazi nasıl aldatalabileceÄŸini düşünmüş.Bir miktar çesme suyuna köpeginden alınmış bir kılı koymuÅŸ, üstüne karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiÅŸ. cihaza
atmış. 10 saniye sonra yazılı yanıt gelmiş:
1. Çesme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazi almayı düşünün.
2. Köpeğinizde kene var.Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın.
3. Kızınız kokain bağımlısı.Bir psikiyatri kliniğine yatırın.
4. Karınız hamile. İkizler sizden degil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez

Serçenin biri bir bahar günü uçuyormuş.

Bir anda farketmiş ki karşıdan

Motorsikletli bir adam geliyo.

Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni

yapmışlar… ama

nafile….

Serçe ‘çotaaank’ diye kaska çarpıp düşmüş..

motorcu

koÅŸmuÅŸ

serçenin yanına.

Serçe baygın yatıyo.. kıyamamış, bırakamamış yolda; almış

getirmiÅŸ eve.

Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. baygın serçeyi kafesin

içine güzelce

yerleÅŸtirmiÅŸ..

yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı

yatmış….

Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamıs..

Daha tam seçemiyo ortalığı.. hafif bulanıklık var yani…

Bi bakmış ki parmaklık, ekmek, su falan var bulunduÄŸu yerde…

Birden dank etmiÅŸ vaziyet:

hassiktir lan  motorcuyu öldürmüşüz …!